ÇOCUK VE OYUN

Hazırlayan: Suna Polat M.A. Uzman Psikolog – Aile Terapisti

Çocukluğum Ankara da, apartmanların arasına sıkışmış arka bahçelerde geçti. Özellikle sıcak yaz aylarında, sabahın erken saatlerinde sokağa çıkar hava kararıncaya kadar toz toprak içinde birbirinden keyifli oyunları ardı ardına oynayarak özgürlüğün tadını çıkarırdık. Kuka, yakartop, voleybol,uzun eşek, köşe kapmaca, bezirgan başı, istop……bunlar çocukluk anılarımı süsleyen , ne yazık ki şimdiki çocukların çoğunun bilmediği sokak oyunlarının bazıları… Şimdiki çocuklar hızla değişen bir dünyada anne ve babalarının kendilerine sundukları bilgisayar, televizyon, video oyunları gibi ileri teknoloji harikası oyuncaklara giderek daha fazla yöneliyorlar. Ayrıca aile ve toplumun kendileri ile ilgili yüksek beklentilerini karşılayabilmek için, oyun oynamak yerine test çözmeye, ders çalışmaya daha fazla vakit ayırmak zorunda kalıyorlar. Halbuki oyun hem kendi iç dünyaları hem de dış dünya ile bağlantı kurmalarını sağlayan, doğal bir köprü. Aynı zamanda gerçek dünyada oynamak zorunda oldukları rolleri önceden prova edebildikleri,yaratıcılıklarını sınadıkları güvenli bir ortam. Oyun oynayamamaları; kendilerini ve başka insanları tanımalarını , anlamalarını engelliyor, yaratıcılıklarını köreltiyor.

Son yıllarda çocuk gelişimi ile ilgili yapılan araştırmalar, bebeklik çağından ergenliğe kadar bireyin büyümesi, öğrenmesi ve gelişmesinde en önemli faktörün oyun olduğunu ortaya koydu.

Oyun; çocuğun yaşamına pek çok alanda olumlu katkı sağlar. Bu alanlardan en önemlisi fiziksel gelişim alanı..Çocuklar özellikle geniş mekanlarda; örneğin oyun parklarında oynadıkları oyunlarda bir çok fiziksel aktiviteyi dener, vücutlarının çeşitli bölümlerini çok yoğun bir biçimde kullanırlar. Böylece farkında olmadan bedenlerini ne kadar farklı ve esnek bir biçimde kullanabileceğini denemiş ve öğrenmiş olurlar.

Fiziksel gelişime katkısının yanı sıra; oyunun çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine katkısı da çok önemlidir. Sosyal bir varlık olan insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği, bir gruba ait olma ve bu grubun bir parçası olma ihtiyacıdır. Çocuklar akranları ile birlikte oyun oynadıklarında; kendilerini bir gruba ait hisseder ve diğer insanlarla nasıl iletişim kuracaklarını, kendilerini nasıl ifade edeceklerini, nasıl işbirliği yapacaklarını öğrenirler. Diğer insanların kendilerininkinden farklı duyguları, düşünceleri ve değerleri olduğunu fark ederler. Yaşadıkları olumlu ve olumsuz duyguları kabul eder, bu duyguları dengeli bir biçimde ifade etmeyi öğrenirler.

Oyunun çocuğun yaşamına bir diğer önemli katkısı yaratıcılığı ve bilişsel gelişimi zenginleştirmesidir. Oyun oynayan çocuk, iç dünyasında yaşadıklarını özgürce ifade edebilme olanağı bulur. Çeşitli rollere bürünür, günlük yaşamında karşılaştığı olayları yeniden canlandırır, bu olaylara değişik açılardan bakar, değişik yollar deneyerek kendi sınırlarını sorgular. Böylece sadece sıradan ve kabul edilir yolları değil aynı zamanda sıra dışı ve daha önce hiç denenmemiş yolları da deneyerek yaşamış olur.

Uzmanlar; anne ve babaların çocuklarının oyun oynama ihtiyaçlarına duyarlı olmalarının ve onlara oyun oynayabilecekleri ortamlar sağlamanın ne kadar önemli olduğunu her fırsatta vurgularlar. Çocuklara ; ev içinde olduğu gibi, ev dışında anaokulu,kreş,oyun grubu ve parklarda da uygun oyun ortamları sağlamak onların sağlıklı, kendilerine güvenli,yaratıcı,üretken bireyler olarak yetişmeleri için çok önemli. Ancak ev dışındaki oyun ortamları söz konusu olunca bu ortamların kontrollü ve güvenli ortamlar olması önem kazanır. Özellikle küçük yaştaki çocuklar, alışkın oldukları ,tanıdık oldukları ortamlarda kendilerini daha güvende hissederler. Evin dışına çıktıklarında; önce kendileri için yeni olan bu ortamı tanımak, güvenli olup olmadığını test etmek isterler. Bu nedenle; ilk kez ev ortamının dışına çıktıklarında, yanlarında tanıdık bir kişinin olması, onların bu yeni ortama uyum sağlamalarını ve kendilerini güvende hissetmelerini kolaylaştırır. Kendilerini güvende hissettikten sonra; sıra, bu yeni ortamı keşfetmeye gelir. Çocuklar oyun yolu ile ev dışındaki ortamları keşfederken, uyum becerilerini geliştirirler, böylece farklı ortamlara nasıl uyum sağlayacaklarını da öğrenmiş olurlar. Yeni şeyler öğrenen ve becerilerini geliştiren çocukların özgüvenleri de buna bağlı olarak gelişir.